Flowers Tumblr Themes
Şebelöp.

Şebelöp.

()

“Türk kızı”

kimseninbacisi:

Ne kuyruk acısıymış diyerek başlamak istiyorum sevgili Tumblrdaş.

Aylardır sözlüklerde, bloglarda, sanal hayat, gerçek hayat.

Kısaca nerde 3-5 sap bi araya gelmişse, işte orda mahalledeki Nevriye teyze’yi bile kıskandırabilecek fesatlıkla Firavun dillerine “Türk kızı”nı dolamış durumdalar.

İncelemeye değer bence.

Gel…

1- Türk kızı dediğin nedir ya? Hepsi beyaz atlı prensini bekleyen sıradan kızlar iştee…

Abi bi kere, Türk kızı olsun, Rus kızı olsun, Alman olsun, Fransız olsun, hatta kız bile olmasın lan, erkek olsun.Biz buna toptan insan olsun diyelim.İnsan denen varlık, sevmeye sevilmeye muhtaçtır arkadaşım.Sen her ne kadar dışardan “benim kimsenin sevgisine ihtiyacım yok.ben insanları sevmiyoreröre” desen de, insansın, acizsin, birilerinin sevgisine, güvenine muhtaçsın lan ! 

O kız “beyaz atlı prens” demiş, diğer kız “hayatımın erkeği” demiş, öteki “hayatımın aşkı”, beriki “ruh ikizim” demiş. Sen “helal süt emmiş kız” demişsin, en yakın arkadaşın Murat “hayatımın kadını” demiş, amcaoğlun Mustafa “evimin kadını çocuklarımın anası” demiş.Hepsi “beyaz atlı prens” muhabbetine çıkmıyor mu ? Kaldı ki, şimdi elimizde öyle bi olanak olsa da, sana geleceğini bi ekrandan seyrettirebilsek ve “hayatın boyunca sevebileceğin ve seni seven kadına asla rastlamayacaksın.yalnız öleceksin amk’mun çocuuuu!!!! geberrrr nıhahahah” desek, depresyondan depresyona gark olursun lan.

Sanki sen beklemiyorsun “o kızı”

O adını -muhtemelen çocukken dinlediği masallardan dolayı- beyaz atlı prens koymuş.

Sen başka bi’şey.

2- Türk kızı bekaretini evlendiği adama saklar.Kezban’dır.

Ulan şu dünyada bu kadar ikiyüzlü cins görmedim ya.Ha evet burda da bilerek genelledim, o kadar genellemeden sonra.Hayır yanlış anlama “ikiyüzlülük” derken “98732979 tane hatun götüreyim karım bakire olsun” ikiyüzlülüğünden bahsetmeyeceğim bile.Senin “ulaşamadığın ciğere”nasıl “mundar” dediğinden.

“Adriana Lima bakireymişşş laaa, oyşşş”

“Olm Britney Spears’ın bekareti için 983201309 dolar teklif etmişler.Ben direk bütün ömrümü teklif ederdim lan eheheheheh”

Bunları diyen sen değil miydin arkadaşım ?

Hayır biliyorsun ki, Britney Spears, Adriana Lima senin için baya baya uzak ihtimaller.Hatta ihtimal dışı.Ulaşılmazlar.

Ama aynı zamanda bu tip özellikleri de sana cazip geliyor değil mi?

Yeri geliyor “ulan bu karı nasıl bekaretini korumuş,helal olsun be” diyorsun.Yeri geliyor, bekaretleri üzerine 19 ciltlik Meydan Larousse kadar fantazi yazıyorsun.

Üzerine geyik yapıyorsun, çünkü imkansız birini elde edememek gururunu incitmiyor, egonu çok da fazla zedelemiyor.

E sana yakın kim var ?

Türk kızı.

Onu elde edememek ? Bu kafandan geçenleri onunla gerçekleştirememek ? Üstelik sana bu kadar yakınken ?

Bu bekaretini koruma durumu,kendini evleneceği adama saklama bilmemnesi falan kişinin kendi bileceği iş ama bunu yapan bi Türk kızı olunca,adına kafadan “Kezban” demen senin ikiyüzlülüğün değil de ne ? O bekaretiyle haber olan kişi selebriti olmasaydı da, sıradan bi gavur kızı olsaydı, Türk kızı’nda gösterdiğin “Kezban yhaa pfff” tepkisinin aksine, sen yine kocaman bi “ouvvv” çekecektin.

Devam edelim.

3- Türk kızlarının hepsi prenses sendromuna girmiş, kendilerini bi’şey zanneden yaratıklardır !!!! Mıh !!!

Ben bi Türk kızıysam ve etrafımda -haliyle- bi sürü Türk kızı arkadaşım da varsa, genelleme yapmakta bi sakınca görmeden anlatayım sana.

Bizler kadar kendiyle dalga geçebilen, kendine çirkin, salak, yetersiz vb sıfatları çekinmeden yapıştırabilen bi kız topluluğu daha görmedim.

Bak bu Türk erkeklerinde de var mesela.Sizler de öylesiniz.

Taciz boyutunda olanları tenzih ederek söylüyorum ki; yazdıklarınızın/söylediklerinizin aksine, yanımıza bi adam yaklaştığında hiç de öyle yabani falan da davranmıyoruz.Ya hatta öyle şeyler söylüyorsunuz ki -ateş istedim terslediler, saat sordum terslediler gibi- nerde yaşadığınızı cidden merak ediyorum.Abi siz en ufak,kıçıkırık bi saat sorma durumunda bile medenice bi cevap alamıyorsanız, ya nasıl dialog’a gireceğinizi bilmiyorsunuz, ya da kaşınız gözünüz ayrı oynuyor amk ! Bu da değilse ya sallıyorsunuz, ya da sallıyorsunuz lan.

Yalan söylersem taş olurum, ben hiç öyle bi olaya şahit olmadım. Saat sorulur, cevap verilir, teşekkür edilir,rica edilir, hani hiç bi kız da size “pfff” demez.

Kaldı ki bize biri ilgi gösterdiğinde veya yanımıza yaklaşıp “bizi beğendiğini” “bizden hoşlandığını” söylediğinde prenses sendromu dediğiniz “şey”e de girmiyoruz.

Ben hiç bi hatun kişiden  ”benden hoşlanıyormuş, ben çok güzel olduğum üçün.e haklı tabee”gibi bi söz duymadım.Ha “benden hoşlandığını söylüyor ama bence oda ne istediğini bilmiyor”

“benden hoşlandığını söylüyor ama külliyen yalan abi, tek derdi x’i kıskandırmak”

“bariz canı sıkılmış işte,eğlence arıyor.hoşlanma falan işin abartısı.”

duydum ! Altını çok eşeliyoruz, çok şüpheleniyoruz evet ama “prenses sendromu” bunun neresinde ?

Aksine “benden hoşlanmıyor.benim neyimden hoşlansın.altında kesin başka bi’şey var.muhtemelen bi hevestir gelir geçer” durumumuz var bizim.

4- -en çok buna sinirlendim- Türk kızı kendini geliştirmiyor.Cahil hepsi, 5 parasız Kezban.

Habuuuu.Senin ciğerin kaç para la !? Sen kendini nerde geliştirdin bokum !? Geliştirdin de ne bok oldun bi’de !?

“toplumda bi yere gelememiş bıdı bıdı” 

Aptal, senin “toplum” dediğin şey zaten belli kalıplar içine sıkışmış kalmış, yamuk yumuk kendi kendine şekillenmeye çalışan bi’şey.Türk kızı gelebileceği kadar iyi yerlere geliyor zaten.Kendini de geliştiriyor.Onu beğenmeyen, aşağılayan, götündeki boka bakmadan çamur atan seni bile bi yerlere getiriyor icabında, hala neyin peşindesin it !?

Sikimsonik bi okul bitirdin, 3-5 kitap okudun, köhne cafe’lerde kendin gibi saçlarından yağ akan ama 3 haftadır üzerinde duran t-shirt’ü çıkarıp yıkamaktan aciz  adamlarla 2 entellektüel sohbet ettin diye bi’şey mi oldun ? Nefret ediyorum şunu söylemekten ama “sen ne sike derman oldun lan !?” Kadınlığın ve erkekliğin süregelen gelişimine ve asla eşit olmayan şartlarımıza bakarsak sen mi geliştirdin kendini, ben mi ?

5- Yolda yürürken dünyaları ben yarattım havaları falan…Nerden bu özgüven ?

Arkadaşım sen şunu anlamıyorsun bak.

Bi insanın kendini beğenmesi, megolaman olması başka bi’şey, kendini sevmesi kendine güvenmesi başka bi’şey.

Kendimi seviyorum.

Seviyorum amk !

Hem fiziksel, hem ruhsal, hem karakteristik bütün iyi/kötü özelliklerimi seviyorum.

Çünkü onlar benim.Kabul ettim, öptüm başıma koydum.Hatta al sana bin yıllık klişe “onlar, beni ben yapan özelliklerim”

E burda sana batan nedir ?

Neden yolda ezik büzük yürümemi istiyorsun ?

Olm ne kompleksli, ne acaip yaratıklarsınız lan.

Bütün bu düşündüklerinizin aksine, kişinin özgüvenini asıl kıracak şeylerin daha onur zedeleyici olaylar olduğu kanısındayım.Bi başkasının canını yakacak, hayatını mahvedecek, canını kastedecek, sevdiklerini üzecek/hırpalayacak bi’şey yapmadıysam, yastığa kafamı koyduğumda, o günün muhasebesini yaptığımda içim huzurla uykuya dalabiliyorsam, kimseye bi zararım yoksa ve aksine ilk etapta ailem olmak üzere başka insanlara da yararlı olabilmek için çabalıyorsam,o özgüvende tam olarak bunlardan geliyordur.

Yani benim dik yürüyebilmem için, internette alt yazılarını indirip her hafta takip ettiğin, yeni bölümü yayınlanmadığında oturup ağlayacak kıvama geldiğin tırt dizilerin birinde 1-2 sezon oynamama gerek yok.

Bu post’u yazarken her cümlemin arasına “herkes için konuşmuyorum, sadece böyle düşünen insanlara cevaben” diye eklemedim haliyle.Zaten madde madde baştan belirttiğim için, lafımın direk kimlere gittiği de belli.Şimdi bunun üzerine de hala bi’takım kendini “zeki” olarak sıfatlandırmış, çevresi ve arkadaşları tarafından da buna inandırılmış gevrek oğlanlar çıkarsa…

Çıksın fakat, onlara 2 saat bi daha laf anlatmaktansa  “Türkler kızları gitsin Ruslar kızları gelsin” ütopyalarının en baş destekçilerinden biri olmayı tercih ederim.

Hatta evet, biz orda Volga nehrinin kıyısında dalyan gibi heriflerle limonata içerken, onlar gelip burda “akşama ne yemek var ?” “düzgün otur, bacağın gözüküyor !” “kimle konuştun, nereye baktın!???” larla uğraşsınlar.

Bana uyar.

Sevgi.

(atarimvar gönderdi)

() 186 yorum

Bir sürü şey yapıyorum. Birilerini tanıyorum. Bi şeylere üzülüyorum. Birilerine üzülüyorum. Mutlu oluyorum. Bunları yaparken o hep var. Onun bundan haberi yok,ama yanımda. Ne yapsam gitmiyor yanımdan. Hep odağında hayatımın. O şuan ne yapıyor,kiminle,üzgün mü,mutlu mu,gündeminde ne var mesela şuan? Bilmiyorum hiçbirini. Bilmeye de çalışmıyorum aslında. Merak ettiğimi söylüyorum hep,ama içten içe biliyorum ki öğrenmek istemiyorum. Ne yaptığını,kiminle olduğunu,en önemlisi mutlu olup olmadığını. Biz birlikte hiç mutlu olamadık çünkü. Eğer başkasıyla mutlu olduğunu öğrenirsem dayanamam, biliyorum. 

Sonra,öğreniyorum ki mutsuz. Benimle aynı sebepten hem de. O da unutamamış birini. Benden öncesini belki. O da acı çekiyormuş. Başkası için. Sonra,bi daha hiç ısınamıyorum ben. Titriyor içim,midem bulanıyor mutsuzluktan. Anlatamıyorum kimseye. Anlatılmaz çünkü. “Aptalım ben” diyemezsin kimseye. Kendine, acizliğine duyduğun nefreti anlatamazsın. Geçsin diye beklersin sadece. Isınmayı beklersin. O seni ısıtmaktan çoktan vazgeçmiştir çünkü. Kendi kendine ısınmayı öğrenmen gerekir.

 Ben daha unutmayı bile öğrenememişken bunu nasıl öğrenebilirim ki? Korkuyorum,hiç başaramamaktan. Hiç kimse onu unutturamamışken ben kendi kendime nasıl unutabilirim ki? Unutamadan nasıl ısınabilirim ki?   

Korkuyorum.

() 1 yorum
Deneysel çalıştım.
Seviyom.

Deneysel çalıştım.

Seviyom.

() 3 yorum

Rüyamız hayrolsun.

Ben hiç rüya yorumlatamadım. Çok üzülüyorum. Birine rüyamı anlattığımda aldığım yorum “popon açıkta kalmış hehe:)))” oluyor hep. Yorumlasanıza lan. Sıkın bişeyler. “Taksiyle kutuplara gittiğini görmek üç vakte kadar bi yolun olduğuna işarettir.” falan diyin. Sevineyim. En son gördüğüm rüyayı hatırladıkça gülüyorum. Komik değil aslında,diğer rüyalarım kadar fantastik  de değil,ama nebleyim,tuhaf. Anlatıyorum:

Seksenler gibi bi dönemdeyiz. Ortalık çok karışık. Ben bi öğretmenimle evliymişim. Evet. Bi dernekle bağlantılıymışız. Karakolda sorgudayız. Dayak falan yiyoruz. Baya bildiğin sorgu. Sonra hocamı,ya da  kocamı, salıyolar. Ben gitme diyorum. Gidiyor. Gerisini izliyorum ben böyle normal film gibi. Bu karakolun merdivenlerinden koşarak çıkıyor,karakol da Taksim metrosuymuş meğersem. Koşarak İstiklal’e giriyor,bomboş,hiç kimse yok. İlerde bi yerde kalabalık var oraya koşuyor. Dükkandan bozma bi yer var kapısında “Gözyaşı Anaokulu” yazıyor. Hey allam ashgdhg neyse. Bu oğlumuzu buluyor kalabalıkta. Oğlumuz varmış resmen. Onu bırakıcakmış anaokuluna,sonra bana dönücekmiş. Zorla giriyor içeri,bütün insanlar çocuklarını bırakmaya çalışıyor,niyesini bilmiyorum. Herkes hapse giricekse demek ki. Neyse sonra benimki asdfg anaokulundaki öğretmene “çocuğumun bilmemne türküsünü -bunu hatırlamıyom :( - ezberlemesini ve Kuran okumasını istemiyorum” diyor. Herkes buna dönüp şaşkın şaşkın bakıyor. Hoca “Neden? yoksa siz..“diyip kulağına eğilip bişey soruyor. Bu bi anda “evet komünistim!” diye bağırıp stüdyoyu,yani dükkanı terk ediyor. Sonra hoca gelip buna çocuğumuza gizlice devrimci türküler öğreticeğine dair söz veriyor. Bu da rahatlayıp karakola dönüyor.

Yorumla bunu şimdi. Hayır yani bi insan öğretmenini niye kocası olarak görür. Yakışıklı,genç filan da değil. Bildiğin evli barklı çocuklu adam. Haftada 12 saat dersi var,bilinçaltı diyip bunu geçtim diyelim. Oğlumuz olarak gördüğüm çocuk da bildiğin adamın gerçek oğlu. Gizli gizli aşık mıyım lan ben bu adama? Karısını mı kıskanıyom napıyom? Hey allam. En absürd tarafı da adamı bildiğin okuldaki gibi takım elbiseli kunduralı falan görmemdi. Sorguda dayak yiyen takım elbiseli,kravatlı komünist. Kulağa bile komik geliyo,bi de ben bunu izledim. Hayır hepsini geçtim “Gözyaşı Anaokulu” nedir? Anaokulu dediğin “Sevgi Yumağı Anaokulu” falan olur. Bence de popom açıkta kalmış.

() 1 yorum

Dil ve Anlatım hocamız sınav sistemine tepki olarak öğretmen olmuş bence.

Sınavda şöyle diyaloglar geçiyo;

Onur: 11.soru A gençler. 

Cengiz: 14 ne?

Onur: C.

Hoca: Çenen kopsun Onur,dilin tutulsun Onur.

Bu kadar ama,kağıt almak falan yok. Bugün de kopya çekmenin adabıyla ilgili konuşma yapıcakmış,bakalım.

()

“Aşkım demiyorsa sevmiyordur” tribi

Diye bişey varmış. Aşkım kadar içi boşaltılmış bi kelime daha var mı? Ben sevdiğim kişinin ağzından “aşkım” kelimesi yerine adımı duymayı tercih ederim. Özel çünkü. Her sevgilisine aşkım diyebilir ama herkese benim adımı söyleyemez -aynı isimde birini bulmazsa tabii!- Ben adımdan nefret ettiğim halde onun ağzından duydukça aşık olurdum adıma. -Genelde kavga ederken söylerdi ama olsun,-söylesin diye hep kavga bile edebilirdim- Hayatım da güzel,”aşkım” kadar içi boşaltılmış değil. Ama yine de “Seni çok seviyorum aşkım/hayatım” diyeceğine adımla söylesin bunu. Yemin ederim aşkım dese üstüme bile alınmam.

Bi okudum da,isim fetişim mi var nedir? Ama olsun,ben en çok adımı onun ağzından duymayı özledim.

() 2 yorum

şah şah şah dam dam dam ar ar ar ŞAHDAMAR ŞAHDAMAR

() 1 yorum
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Bandsista-İsyan

Mutfak atölye ve kampüslerden
Ofis mahalle hücreden
Çıkıyoruz evlerden
Genelinden özelinden
Meydan da bizim gece de
Yalnız ya da hep birlikte
İsyan isyan

Kadın dile düşünce
Aile devlet mahkeme
Kadın dile gelince
Hükmü yok üstümüzde
Aile de yalan devlet de
Arzu da bizim beden de
İsyan isyan

Saçım kısa eteğim de
Sokaktayım köşede
Kaltak sürtük fahişe
Namus iffet neyse ne
Ağır da olsa bedeli
Islah etmem bedenimi
İsyan isyan

Ucuz esnek ve örgütsüzüz
Göçmen kadınız kimliksiz
Sınırları yıkıyoruz
Evsiz barksız uyruksuz
Emek de bizim kentler de
Yalnız değil hep birlikte
İsyan isyan

Barış da biziz devrim de
Amed de bizim Tahrir de
İsyan isyan.

()